Anayasa Mahkemesi’nin Süresiz Yoksulluk Nafakasına İlişkin İptal Kararı Hakkında
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde verdiği kararla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve kamuoyunda “süresiz nafaka” olarak bilinen yoksulluk nafakası düzenlemesini oy çokluğuyla iptal etmiştir. Karar, Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından yapılan başvuru üzerine verilmiştir.
İptal edilen düzenleme şu hükmü içermekteydi:
“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
Anayasa Mahkemesi’nin incelemesi ve kararı, bu hükümde yer alan “süresiz olarak” ibaresine yönelik olmuştur.
Kararın Kapsamı
Karar, yoksulluk nafakası kurumunu tamamen ortadan kaldırmamaktadır. İptal edilen husus, nafakanın herhangi bir süre sınırına tabi olmaksızın talep edilebilmesine olanak sağlayan düzenlemedir. Bu nedenle, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eş lehine nafaka ödenmesine ilişkin temel sistem varlığını sürdürmekte olup, yalnızca nafakanın süresine ilişkin yasal çerçevenin yeniden düzenlenmesi gerekecektir.
Kararın Gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, kararın sonucunu kamuoyuna açıklamış olmakla birlikte, karar henüz yayımlanmamıştır. Bu nedenle mahkemenin hangi ilkeler doğrultusunda iptal sonucuna ulaştığı ve gerekçesi, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla netlik kazanacaktır.
İptal Kararı Sonrası Süreç
Kararın yürürlüğe girmesinden önce Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılması beklenmektedir. Yeni düzenlemede;
- Yoksulluk nafakasının belirli bir süre ile sınırlandırılması,
- Evlilik süresi, tarafların yaşı, çalışma gücü ve ekonomik durumları gibi kriterlerin dikkate alınması,
- Nafakanın sona erme koşullarının yeniden belirlenmesi,
gibi alternatif düzenlemelerin değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir.
Anayasa Mahkemesi’nin Süresiz Nafaka Konusuyla İlgili Geçmiş İçtihadı
Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresinin denetimini yapmış ve bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Bahsi geçen kararlar;
Anayasa Mahkemesi, 17.05.2012 tarihli ve E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararı:
Mahkeme, TMK’nın 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresinin iptali istemini reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, “süresiz olarak” ifadesinin nafaka alacaklısının her zaman ölünceye kadar nafaka alacağı anlamına gelmediği, düzenlemenin amacının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu ve Anayasa’nın 2., 10. ve 41. maddelerine aykırı olmadığını vurgulamıştır. Kararda, nafakanın kaldırılmasına ilişkin yasal şartların mevcut olduğu hatırlatılmıştır.
Anayasa Mahkemesi, 25.06.2009 tarihli ve E.2005/56, K.2009/94 sayılı kararı:
Mahkeme, TMK’nın 176. maddesinin dördüncü fıkrasına yönelik itirazı reddetmiştir. Kararda, nafaka borçlusunun kendi kusuru olmaksızın yoksulluğa düşmesi durumunda, hâkimin TMK’nın 1. ve 4. maddeleri uyarınca nafakanın tamamen kaldırılmasına karar verebileceği belirtilmiştir. Yoksulluk nafakasının amacının alacaklıyı zenginleştirmek değil, sosyal ve ahlaki düşüncelerle asgari ihtiyaçları karşılamak olduğu ifade edilmiştir.
Nafaka Borçlusunun Maddi ve Manevi Varlığının Korunması
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kararlarında nafaka miktarının borçlu üzerindeki etkisini Anayasa’nın 17. Maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı kapsamında incelemiştir.
İbrahim Acar Başvurusu, Başvuru No: 2016/3140, 07.11.2019:
Anayasa Mahkemesi İbrahim Acar kararında taraflardan biri aleyhine bireysel olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenip yüklenmediğinin anlaşılabilmesi için tarafların ekonomik durumlarının tam olarak ortaya konulabilmesinin önemine işaret etmiştir
Bu kapsamda, başvurucunun aylık gelirinin nafaka miktarından düşük olduğuna ilişkin iddiasının maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyet bakımından sonuca etkili bir unsur olduğunu kabul etmiştir. Derece mahkemelerinin kararlarının söz konusu iddialara cevap verecek nitelikte gerekçe içermemesi nedeniyle usule ilişkin güvencelerin yerine getirilemediği sonucuna varmıştır.
(Kararın 32.paragrafı: “Derece mahkemesinin başvurucunun çalıştığı kurumla iletişime geçerek başvurucunun görevinin ne olduğunu, ek gelir ve diğer ödemelerle birlikte aylık ne kadar gelir elde ettiğini araştırmak suretiyle konuyu aydınlatması mümkün iken bu konuda hiçbir araştırma ve değerlendirme yapmadığı, kararda bu iddiaya yönelik olarak bir gerekçe de ortaya koymadığı vurgulanmalıdır. Başvurucunun söz konusu iddialarını temyiz aşamasında da öne sürmüş olduğu ancak Yargıtay tarafından da bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.”)
Ercüment Tokuçoğlu Başvurusu, Başvuru Numarası: 2020/38492, 30.04.2024:
Başvurucu, boşanma kararı sonrası değişen ekonomik ve sosyal durumunu gerekçe göstererek öncelikle yoksulluk nafakasının kaldırılmasını, mümkün olmadığı takdirde miktarının azaltılmasını talep etmiştir. Derece mahkemeleri her yıl yapılan %15 oranındaki artışlarla birlikte dava tarihinde 5.026 TL’ye ulaşmış olan nafaka miktarının 3.400 TL’ye düşürülmesine ve nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına karar vermiştir. Böylece yoksulluk nafakasının miktarında indirim yapılmakla beraber ilerleyen yıllar için boşanma kararındaki %15’lik artışın yerine ÜFE oranının tercih edildiği görülmektedir.
Başvurucu ise ülkenin içinde bulunduğu yüksek enflasyon nedeniyle ÜFE oranına bağlanan bir nafakanın kısa süre içinde fahiş rakamlara ulaşacağını bu nedenle emekli aylığından daha fazla nafaka ödemek zorunda kalacağını ileri sürmüştür.
Yoksulluk nafakasının kaldırılması veya azaltılması talebiyle açılan davanın reddedilmesi üzerine yapılan bu başvuruda Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin tarafların ekonomik ve sosyal koşullarını gözeterek gerekçeli karar verdiğini saptamıştır. Bu nedenle, maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiası “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Yoksulluk Nafakasıyla İlgili Yargıtay Kararları:
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (22.12.2025, 2025/5721 E., 2025/11610 K.): Yargıtay, yerel mahkemenin evlilik süresinin kısalığı nedeniyle nafakayı 5 yıl ile sınırlayan kararını bozmuştur. Yargıtay, TMK 175.madde uyarınca nafakanın “süresiz” istenebileceğini ve kanunda süre kısıtlaması öngörülmediğini belirtmiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (11.07.2012, 2012/14283 E., 2012/19487 K.): Söz konusu kararda Yargıtay, mahkemenin nafakayı 4 yılla sınırlamasını hukuka aykırı bulmuş; yasanın nafakayı süresiz olarak öngördüğünü ve hakimin bu süreyi kısıtlama yetkisinin bulunmadığını vurgulamıştır.
- Hukuk Genel Kurulu (12.02.2025, 2023/582 E., 2025/24 K.): Döviz cinsinden belirlenen nafakanın, değişen ekonomik koşullar ve aşırı ifa güçlüğü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138.maddesi) nedeniyle Türk Lirası’na uyarlanabileceğine karar vermiştir.
(Karardan: “zamansal olarak bakıldığında davanın on sekiz yıl sonra açılmış olması, esaslı değişikliğin nafaka yükümlüsünden kaynaklanmaması, taraflar arasındaki menfaat dengesinin orantısız hale gelmesi ve özellikle dürüstlük kuralı uyarınca aradan geçen uzun yıllar sonucunda artık ifanın borçludan beklenebilir olmadığı,…)
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (04.07.2024, 2023/4032 E., 2024/5401 K.): Nafaka alacaklısının miras yoluyla önemli bir malvarlığı edinmesi ve döviz kurundaki artış gibi “umulmadık gelişmelerin” nafakanın kaldırılması veya azaltılması için geçerli bir hukuki sebep teşkil edebileceğini kabul etmiştir.
